Kılıçdaroğlu: Sporu Siyasetin Dışında Tutmalıyız

Türkiye 16 Nisan tarihinde referanduma gidiyor. Referandum çalışmalarına hem iktidar partisi hem de ana muhalefet partisi son hız devam ediyorlar. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da spor dünyası temsilcileri ile buluştu. Referandum çalışmalarına spor dünyası temsilcileri ile devam eden Kılıçdaroğlu siyaset ile sporun ayrı kulvarlar olduğunu belirtti.

Siyasetin spora müdahil olmaması gerektiğini söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Siyasetin spora burnunu sokmaması gerekir. Eğer sporu siyasetin öznesi haline getirirseniz, sporun içine siyaseti bulaştırırsanız, bu doğru olmaz. Futbolu, siyasetin arka bahçesine dönüştürürseniz, spor da siyaset de kan kaybeder. O nedenle, sporu sıcak siyasetin dışında tutmalıyız. Bu bağlamda son yapılan ’17 Nisan sabahı ’evet’ diyen bir Türkiye’ye uyanırız’ şeklindeki açıklamayı, spor adına bir talihsizlik olarak görüyorum" sözleri ile sporu siyasetin arka bahçesi şekline döndürülmemesi gerektiğine vurgu yaptı.

"Bütün sporculara eşit mesafedeyiz" diyen Kılıçdaroğlu, spora destek verilmesi gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi: "Emin olun spora gereken desteği vermiş olsaydık, Türkiye bugün bir terör örgütü belasıyla karşı karşıya kalmazdı. Gençlerimizi yetiştirseydik, onlara tesisler yapsaydık, belki sporda bir marka olurduk ama gençlerimize yeteri kadar sahip çıkamadık. Siyaset kurumu, spora destek verirken ’bizim partinin sporcularına destek verelim, bizden olmayanları dışlayalım’ anlayışı spor dünyasında olmamalı. Biz bütün sporculara eşit mesafedeyiz ve bütün sporcuları destekliyoruz. Var olan sorunların çözümü için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Siyaset kurumu, üzerine düşen görevi yerine getirmiyor. 80 milyonluk bir insan kapasitemiz var ama biz hala yurt dışından milyonlarca para ödeyip, sporcu transfer ediyoruz. Yabancı bir sporcuyu getirip, Türk kimliği veriyoruz, sonra da Türkler başarılı oldu diye seviniyoruz. Herkes bize gülüyor. Bu nedenle belli bir disiplin içinde spora gereken desteğin verilmesi gerekiyor. Öyle anlaşılıyor ki bir boş vermişliğin içindeyiz ve başarıyı sürdüremiyoruz. Bunu engellemenin yolu eğitimden geçiyor. Zaten eğitim her şeyin anahtarıdır."

Sporun geliştiği ülkeler en gelişmiş ülkelerdir" diyen Kılıçdaroğlu, "Bir referandum var gündemimizde. Anayasa değişikliğini oylayacağız. Ne anlatıyor bu 18 madde? Demokrasi standardını mı yükseltiyor? Demokratik parlamenter sistemi mi güçlendiriyor? Spor dünyasının sorunu mu çözüyor, işsizliği mi çözüyor? Hayır. Peki, neden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının gündemini meşgul ediyor. Hepimizin bu referandum ile ilgilenmesi lazım çünkü bu referandum bir siyasi parti seçimi değildir. Neyi seçiyoruz? Demokratik parlamenter sistem mi istiyoruz, otoriter tek adam rejimi mi istiyoruz? Bu iki tercihten birisinde bulunacağız. Sporun geliştiği ülkeler, en gelişmiş ülkelerdir. Bu ülkelerde hukukun üstünlüğü vardır. Demokratik standartlarımızı geliştireceksek ve var olan sorunlarımıza ortak akılla çözüm üreteceksek, parlamenter demokratik sistemden yana tavır almak zorundayız. Bir ülke, iki temel kurala bağlıdır. Birincisi, hukukun üstünlüğüdür. İkinci temel kural, o ülke üretiyor mu, üretmiyor mudur. Dünyanın en az gelişmiş 20 ülkesine bakın, hepsinde başkanlık sistemi var. Hepsinde başkan çok zengin, halk çok fakir. Dünyanın en gelişmiş 20 ülkesine bakıyoruz, ABD dışında tamamında parlamenter demokratik sistem var." ifadelerini kullanarak en gelişmiş ülkeler parlamenter sistem ile yönetilen ülkelerdir açıklaması yaptı.

Türkiye’nin birinci ligde bir ülke olması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu: "Birinci ligde yer almanın temel kuralı hukukun üstünlüğüne inanmaktır, bir hukuk devleti olmaktır. Üçüncü ligde ise tek adam rejimi vardır. Hakemin bile taraflı olmasında sorun yaşanırken, şimdi biz en tepedeki kişinin taraflı olmasını istiyoruz. 80 milyonu değil sadece kendisine oy verenleri temsil etsin diye, bir kural getiriyoruz yeni anayasa değişikliği ile. Bu doğru değildir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı hepimizin ortak paydasıdır. Benim de cumhurbaşkanımdır benim gibi düşünemeyenin de. Yeni anayasa değişikliğinde, ne diyoruz, ’aynı zamanda partisinin genel başkanı da olacak.’ Partisinin genel başkanı olursa benim cumhurbaşkanım olamaz. Ben ayrı partiden, o ayrı partiden. Ben tarafsız olabilir miyim? Binali Bey ya da Devlet Bahçeli tarafsız olabilir mi ? Hayır. Biz zaten tarafsızlık üzerine yemin de etmeyiz, öyle bir şey de yok anayasada. Kim yemin eder tarafsızlık üzerine? Cumhurbaşkanı. Neden? Bütün siyasi partiler ve vatandaşlara eşit mesafededir, 80 milyonu temsil eder. " diyerek bütün siyasi partiler vatandaşa eşit mesafededir dedi.

“Rejim değişikliğine ihtiyacımız yok" diyen Kılıçdaroğlu "Başbakanlık neden kalkıyor. Osmanlı’da vardı veziriazam ve vezirler. Madem o kadar geleneklerimize ve tarihimize bağlıyız, neden kaldırıyoruz? Biri çıkıp da bunun gerekçelerini anlatmış değil. Dolayısıyla rejim değişikliğine ihtiyacımız yok, neden rejimimizi değiştiriyoruz? Hangi gerekçeyle değiştiriyoruz?" dediği açıklama ile rejim değişikliğine ihtiyacımızın olmadığına vurgu yaptı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.